Okullarda atölye teklif ederken en sık duyduğum itiraz bütçe. "Dekor, kostüm, sahne… bunlara ayıracak ödeneğimiz yok." Cevabım her seferinde aynı: gerekmiyor.
Bu bir idare etme hâli değil. Sahne tasarımının temel ilkesi zaten az malzemeyle çok şey anlatmak. Seyirci, kendisine gösterilenle değil, hayal etmesine izin verilenle ikna olur.
Üç ilke
Bir nesne bir şeyi temsil etsin, hepsini göstermeye çalışmayın. Ormanı ormana benzetmek zorunda değilsiniz. Sahnede duran tek bir dal, seyirciye orman dedirtir. Gerçekçi bir orman dekoru kurmaya kalkarsanız hem para harcarsınız hem de ortaya kötü bir orman çıkar.
Boşluk da bir dekordur. Boş bir sahne, kötü doldurulmuş bir sahneden her zaman iyidir. Çocuk tiyatrosunda en sık görülen hata, sahneyi karton kesiklerle doldurmak. O kesikler oyuncuyu gölgeliyor.
Oyuncunun bedeni en ucuz dekordur. Kapı, ağaç, duvar, dalga — bunların hepsi çocuklarla yapılır. Üstelik bu, dekoru sahneye taşımaktan daha etkileyici bir görüntü verir.
Seyirci gösterilenle değil, hayal etmesine izin verilenle ikna olur.
İşe yarayan somut çözümler
- Siyah taban + tek aksesuar. Bütün grup siyah giyer (her evde var), her karaktere tek bir ayırt edici parça verilir: bir atkı, bir şapka, bir kemer. Sahnede kim kim, anında anlaşılır. Kostüm bütçesi sıfır.
- Kumaş. Birkaç metre kumaş; deniz olur, perde olur, pelerin olur, duvar olur. En yüksek getirili tek yatırım.
- Karton kutu. Sandık, taht, ev, duvar, araba. Boyanabilir, üst üste konabilir, çocuklar tarafından taşınabilir.
- El feneri ve telefon ışığı. Profesyonel ışık yoksa salonun ışığını kısıp el feneriyle yön vermek şaşırtıcı derecede iyi çalışıyor. Özellikle korku ve rüya sahnelerinde.
- Ses. Kapı sesi, rüzgâr, kalabalık — bunları sahne arkasında çocuklar üretebilir. Dekordan daha inandırıcı olur.
- Sandalye. Okulda yüzlerce var. Dizilişi değiştirerek otobüs, sınıf, mahkeme salonu, dağ yapabilirsiniz.
Asıl mesele: üretimin kendisi programın parçası
Bunu bir tasarruf yöntemi olarak anlatmak istemiyorum, çünkü değil. Kostümü ve dekoru çocuklarla birlikte üretmek, atölyenin en verimli haftalarından birini oluşturuyor.
Bir çocuk kendi yaptığı tacı takarak sahneye çıktığında, o taç satın alınmış bir taçtan farklı bir şey yapıyor: sahnedeki varlığını kendi emeğine bağlıyor. Ayrıca replik yükü taşımak istemeyen çocuklara gerçek ve saygın bir görev alanı açıyor — dekor sorumlusu olmak, teselli ödülü değil.
Bir de şu var: geri dönüşümlü malzemeyle üretim, okulun kendi çevre ve sürdürülebilirlik çalışmalarıyla doğrudan eşleşiyor. Aynı iş iki yerde birden anlatılabiliyor.
Neye para harcamak gerekiyor
Dürüst olayım, bir kalem var: ses. Salonda çocukların duyulmaması, bir okul gösterisini bitiren tek teknik sorundur. Velinin "hiçbir şey anlamadım" diye çıktığı gösteri, en iyi oyun olsa bile başarısız sayılır.
Çözümü mutlaka satın almak değil. Çocuklara sesi salonun arkasına ulaştırmayı çalıştırmak — ki bu zaten atölyenin işidir — çoğu salonda yeterli oluyor. Salon büyükse ve okulda mikrofon yoksa, bir günlüğüne ödünç almak dekora harcanacak paradan daha iyi bir yatırımdır.