Bu yazıyı okul müdürleri ve müdür yardımcıları için yazıyorum. Yıllardır devlet okullarına, özel okullara ve belediyelere atölye kurdum; süreç her seferinde aynı yerde tıkanıyor. Fikir beğeniliyor, sonra "peki bunu nasıl yapacağız" sorusunda duruyor. Cevabı burada topladım.
Önce karar: hangi model
Dışarıdan bir eğitmenle atölye yürütmenin iki pratik yolu var ve hangisini seçeceğiniz okulunuzun türüne bağlı.
1. Okul-Aile Birliği üzerinden hizmet alımı
En hızlı yol bu. Mevzuat, okul-aile birliğine tiyatro dâhil sanat ve eğitim faaliyetlerinin düzenlenmesine katkı sağlama ve bu iş için mal ve hizmet satın alma yetkisi veriyor. Karar mercii tek: birlik yönetim kurulu ve okul müdürü. Bir dönem içinde başlanabilir.
Sınırları da baştan bilin. Veliler hiçbir şekilde ödemeye zorlanamaz; katılım gönüllüdür ve ödeyemeyen öğrencinin atölye dışında bırakılması fırsat eşitliğine aykırı düşer — bu yüzden kontenjanın bir bölümünü baştan ücretsiz ayırmanızı öneriyorum. Kayıt dönemiyle çakıştırmayın. Ödeme bir hizmet alımıdır: fatura veya serbest meslek makbuzu, birlik kararı ve ilgili bildirimler gerekir; elden ödeme yapılmaz.
Bu modelin az konuşulan bir tarafı daha var. Ödeme birlik üzerinden yürüdüğü için, eğitmen ücretinin dışında kalan pay birliğin bütçesinde kalır ve okulun kendi ihtiyaçlarına harcanır. Yani atölye okula bir masraf kalemi getirmediği gibi, okulun kaynağına düzenli ve küçük bir katkı sağlar. Oranı birlik yönetim kurulu belirler; karar ve harcama kayda geçer, denetime açıktır. Ben bu paylaşımı ilk görüşmede açıkça konuşmayı tercih ediyorum — rakam baştan masaya konursa kimse sonradan rahatsız olmuyor.
2. Özel okullarda yönetim kararı
Özel okullarda süreç daha kısadır. Atölye, kurum yönetiminin kararıyla eğitim programının bir parçası olarak açılabilir ya da velilerin ayrıca katıldığı bir kulüp çalışması olarak kurgulanabilir. Karar çoğu zaman tek bir görüşmede çıkar, çünkü onayı veren ile uygulamayı izleyecek olan aynı çatı altındadır.
Her iki yolda da karar mercii okulun kendisidir. Bu, süreci hızlandıran en önemli şey.
Takvim
Atölye eylülde başlamak zorunda değil. En verimli başlangıç eylül–ekim dönemidir: grup erken kurulur, aralıkta kısa bir ara gösterim yapılabilir ve yıl sonu oyunu için rahat bir çalışma süresi kalır.
Dönem ortasında başlamak da mümkün ve bunu birkaç kez yaptım. Grup gerçekten istekli öğrencilerden oluşuyorsa, daha sıkı ve özverili bir tempoyla aynı sonuca ulaşılabiliyor. Kısa süre çalışmanın niteliğini değil, yoğunluğunu değiştirir.
Benim kurduğum olağan akış şöyle: ekim–kasım grup çalışması, aralıkta kısa bir ara gösterim, ocak–nisan oyun çalışması, mayısta yıl sonu oyunu. Aralıktaki ara gösterim yönetimin de işine yarıyor; atölyenin işleyip işlemediğini haziranı beklemeden görüyorsunuz.
Mekân ve bütçe
En sık duyduğum itiraz "bizim sahnemiz yok". Sahne gerekmiyor. Sıraları kenara çekilebilen boş bir derslik ya da bir toplantı salonu yeterli. Yıl sonu oyunu için konferans salonu, hatta iyi düzenlenmiş bir spor salonu iş görüyor.
Dekor ve kostüm kalemini bütçeden çıkarabilirsiniz. Bunları öğrencilerle birlikte, geri dönüşümlü ve düşük maliyetli malzemeden üretiyoruz — ve bu üretimin kendisi programın parçası. Bir çocuğun kendi yaptığı tacı takarak sahneye çıkması, satın alınmış bir kostümden fazlasını veriyor.
Grup nasıl kurulmalı
- Kademeler ayrılmalı. İlkokul, ortaokul ve lise aynı grupta çalışamaz. Beceri farkı değil, ilgi farkı sorun yaratır.
- Grup sınırlı tutulmalı. Kalabalık grupta sahne zamanı kişi başına düşmüyor ve çocuk sırasını bekleyerek geçirdiği derslerden sonra bırakıyor.
- Seçme yapılmamalı. Atölyeye yetenekli çocuklar değil, isteyen çocuklar alınmalı. Seçme yapan bir atölye, en çok ihtiyacı olan çocuğu ilk elemede kaybeder.
- Devamlılık şart koşulmalı. Haftada bir saat, kesintisiz. İki hafta gelmeyen çocuk gruptaki yerini kaybediyor.
"Bunu bizim öğretmenimiz yapamaz mı?"
Bu soruyu bana doğrudan soran müdürler oldu. Cevabımı da doğrudan vereyim: hayır, yapmamalı.
Ben bir tiyatro sanatçısıyım ve okulunuzda Türkçe dersine giremem. Dilbilgisini anlatabileceğimi düşünsem bile giremem; çünkü o bir meslektir, eğitimini almadım ve o dersin kazanımlarından sorumlu tutulamam. Aynı ölçü tersine de işler. Alan eğitimi almamış bir öğretmenin "yaratıcı drama" adı altında ders vermesi ne sağlıklı ne etiktir.
Bunu öğretmeni küçümsemek için söylemiyorum. Yaratıcı drama tanımlı bir alandır: kendi kuramı, teknikleri, yaş gruplarına göre kazanım çerçevesi ve ayrı bir eğitmenlik–liderlik eğitimi vardır. Bir etkinliğe drama adını vermek onu drama yapmaz. Adı yanlış konmuş bir çalışma okulun programında gerçek bir drama çalışmasının yerini işgal eder; öğrenci o kazanımı hiç almamış olur ve kimsenin haberi olmaz.
Sahne tarafında ayrım daha da nettir. Bir oyunu kurmak, rol dağıtmak, sahne düzenini çıkarmak, giriş-çıkışları ve ışığı planlamak, otuz çocuğu bir buçuk saat boyunca sahnede tutmak teknik bir iştir ve öğrenilerek yapılır. Bu yapılmadığında yıl sonunda ortaya sıra hâlinde şiir okuyan çocuklar çıkar. Velinin yıllarca hatırladığı görüntü de budur.
Okulunuzun öğretmenine düşen çok değerli bir rol var, ama o rol eğitmenin yerine geçmek değil. Süreci içeriden takip etmek, grubun okul içindeki devamlılığını sağlamak, provaları okul takvimiyle uyumlu tutmak. İsterse alanın kendi eğitimini alır ve ikinci yıldan itibaren işin bir bölümünü hakkıyla devralır. Bu yol açıktır ve ben destekliyorum. Kapalı olan yol, eğitimi almadan kısa yoldan üstlenmektir.
Dikkat edilmesi gereken bir nokta
Mevzuat hükümleri değişebiliyor ve uygulama ilçeden ilçeye farklılık gösterebiliyor. Yukarıdakiler benim uygulamada karşılaştığım çerçeve; nihai değerlendirmeyi kendi İlçe Millî Eğitim Müdürlüğünüzle yapmanız gerekir.
İlk adım basit
Karar vermeden önce görmek istersiniz, doğal. Bu yüzden ilk temasta hep aynı şeyi öneriyorum: iki ders saatlik bir tanıtım çalışmasını ücretsiz yürüteyim. Bir grup öğrenciyle bir saat çalışalım, siz de izleyin.
Bu bir saatin sonunda kararınızı varsayımla değil gözlemle verirsiniz. Öğrencilerin ilgisini görürsünüz, benim çalışma biçimimi görürsünüz. İşe yaramadığını düşünürseniz kimse bir şey kaybetmiş olmaz.